Amiral Cihat Yaycı’dan Ateşkes Uyarısı: ABD’nin Hürmüz Planı ve Kenger Körfezi
Müstafi Amiral Doç. Dr. Cihat Yaycı, Ortadoğu'da ilan edilen ateşkeslerin arkasındaki tehlikelere dikkat çekerek ABD'nin Hürmüz Boğazı ve Kenger (Basra) Körfezi'ndeki yeni abluka planlarını, büyük güçlerin gizli anlaşmalarını ve bu sürecin Türkiye ile küresel ekonomiye etkilerini harita üzerinde ifşa ediyor.
Uluslararası ilişkiler ve deniz stratejileri uzmanı Topkapı Üniversitesi Öğretim Üyesi Müstafi Amiral Cihat Yaycı, katıldığı programda küresel güçlerin Ortadoğu üzerindeki son hamlelerini ve "ateşkes" adı altında yürütülen oyalama taktiklerini çok sert sözlerle eleştirdi. Yaycı, ABD'nin bölgedeki askeri yığınağını tamamlamak için müzakere süreçlerini nasıl bir silah olarak kullandığını harita başında detaylarıyla anlattı.
İşte Amiral Cihat Yaycı'nın analizlerinden öne çıkan başlıklar:
- "Ateşkes" Bir Barış Değil, ABD İçin Zaman Kazanma Taktiğidir Bölgeye Sızma Stratejisi: Cihat Yaycı, İran'ın ve bölge devletlerinin büyük bir diplomatik yanılgı içinde olduğunu belirterek; ilan edilen ateşkes süreçlerinin tamamen ABD ve İsrail tarafından askeri güç tazeleme, lojistik ikmal ve cephane bütünleme amacıyla kullanıldığını vurguladı.
İran'ın Düştüğü Stratejik Hata: İran'ın daha önce Umman ve İsviçre'deki müzakereler sırasında vurulduğunu hatırlatan Yaycı, "Ateşkes ilan edilmeden önce kuvvetlerin olduğu yerde donması şartı koşulmalıydı. İran korkudan içeri giremeyen ABD amfibi hücum gemilerinin, denizaltılarının ve deniz piyadelerinin ateşkes kandırmacasıyla Kenger Körfezi'ne sızmasına adeta göz yumdu" ifadelerini kullandı.
Zincirinden Kopmuş Canavarlar: Gazze'deki ateşkes sürecinde İsrail'in Lübnan'ın yarısını işgal ettiğini ve Batı Şeria'ya yöneldiğini belirten Yaycı, bölge haritasının ateşkes kılıfı altında yeniden şekillendirildiğini söyledi.
- Basra Değil "Kenger Körfezi": Binlerce Yıllık Türkçe İsim Tarihi Gerçek: Amiral Yaycı, coğrafi isimlendirmeler konusunda ezber bozan bir açıklama yaparak, bölgedeki İran Türklerinin kendisini uyardığını belirtti. Tarihte bu bölgeye "Basra" ya da "Pers" değil, özbeöz Türkçe bir isim olan Kenger Körfezi denildiğini ifade etti.
Kökler Sümerlere Dayanıyor: Orhun Yazıtları'nda da bir Türk boyu olarak geçen Kengerlerin, Sümerlerin kendilerine verdiği isim olduğunu aktaran Yaycı, Kuveyt, Suudi Arabistan ve Irak'ın güneyini kapsayan bu havzanın kadim Türkçe adının Kenger ili ve Kenger Körfezi olduğunu vurguladı.
- ABD’nin Hürmüz Ablukası ve Hark Adası Planı Hark Adası Tehlikede: İran’ın tüm petrol ve doğalgaz boru hatlarının toplandığı ve ihracatını gerçekleştirdiği en kritik nokta Hark Adası'dır. ABD, ateşkes döneminde içeri sızdırdığı yeterli amfibi harekat gücüyle bu adayı hedef alarak İran'ın ekonomik olarak boğazını sıkmayı planlamaktadır.
Abluka Kuralları Çiğneniyor: Uluslararası hukuka göre (1856 Paris, 1949 Cenevre Sözleşmeleri ve San Remo El Kitabı) bir ablukanın açıkça ilan edilmesi, süresinin belli olması, sivil halkı açlığa/hastalığa mahkum etmemesi ve "harp kaçağı malzeme listesi" yayınlaması gerekir. Yaycı, İsrail'in Gazze'de, ABD'nin ise körfezde uyguladığı ablukaların tamamen hukuk dışı ve insanlık suçu teşkil ettiğini belirtti.
Hürmüz'ü İran Değil ABD Kapatıyor: Hürmüz Boğazı'nın sadece İran'a ait olmadığını, Umman ve BAE kıyılarını da kapsadığını hatırlatan Amiral, algı operasyonlarının aksine dünya ekonomisini sekteye uğratarak boğazı ve körfezi asıl kapatanın ABD-İsrail ikilisi olduğunu söyledi.
- Büyük Güçlerin Gizli Pazarlığı: Rusya ve Çin İran'ı Yalnız mı Bıraktı? Beşli Daimi Üye Anlaşması: BM Güvenlik Konseyi'nin 5 daimi üyesinin menfaatleri sıkıştığında her zaman kendi aralarında anlaştığını belirten Yaycı, bu süreçte ABD'nin sessiz sedasız Rusya'ya yönelik yaptırımları gevşettiğini, Avrupa Birliği'nin ise bu duruma ayaklandığını açıkladı.
Çin Gemilerine Serbest Geçiş: Körfezdeki ABD ablukası sırasında Çin petrol gemilerinin hiçbir engelle karşılaşmadan rahatça geçebilmesi, akıllara "Neyin karşılığında?" sorusunu getirdi. Yaycı, Rusya ve Çin'in kendi enerji akışlarını garanti altına almak karşılığında İran'a olan desteklerini geri çekmiş olabilecekleri uyarısında bulundu.
- Küresel Ekonomik Savaş ve Türkiye’ye Etkileri İran'ın Üç Deniz Kozu: İran, bu ablukaya karşılık olarak sadece Kenger Körfezi'ni değil; Umman Denizi ve dünya petrolünün %10'unun geçtiği, Avrupa-Asya ticaretinin kalbi olan Babul Mendep Boğazı'nı (Kızıldeniz) kapatarak "Üç Denizde" de batıya nefes aldırmayacağı tehdidinde bulunuyor.
Faturayı Biz Ödüyoruz: Yaşanan bu gerilimler sonucunda petrol fiyatları ve dolar yükselirken; ABD dış ticaret açığını kapatmakta, Rusya enerji gelirlerini artırmakta, İngiltere ise Londra merkezli denizcilik, navlun ve sigorta şirketleri üzerinden devasa karlar elde etmektedir.
Yaycı, "Büyük güçler birbiriyle asla doğrudan savaşmaz, limitleri vardır. Gemiler körfezi dolaşamadığı için Ümit Burnu'ndan dolaşmak zorunda kalıyor; lojistik süreleri 15 gün uzuyor, maliyetler %30 artıyor. Bu savaşta olan Avrupa'ya, Türkiye'ye ve dünyanın geri kalan masum ekonomilerine oluyor" diyerek küresel oyunun faturasını gelişmekte olan ülkelerin ödediğini vurguladı.
Bu yazıya tepki ver
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.